Akciğer Kanseri Nedir? Belirtileri Nelerdir?

akciğer

Akciğer Kanseri Nedir?

Akciğer kanseri, bir lopta (Bir organ ya da bir yapının az çok yuvarlak olan bir çıkıntısı ya da parçası) veya her iki lopta anormal hücrelerin kontrolsüz büyümesidir. Bu anormal hücreler normal akciğer hücrelerinin işlevlerini yerine getirmelerini ve sağlıklı akciğer dokusuna dönüşmesini engeller. Onlar büyüdükçe, anormal hücreler tümörler oluşturur ve kan yoluyla vücuda oksijen sağlayan akciğerin, işleyişine engel teşkil ederler. Akciğer kanseri küçük hücreli (yulaf hücreli) akciğer kanseri ve küçük hücreli olmayan akciğer kanseri olmak üzere ikiye ayrılır.

Küçük Hücreli ( Yulaf Hücreli) Olmayan Akciğer Kanseri: Küçük hücreli olmayan akciğer kanserinin birçok tipi bulunmaktadır. Her bir tipin kanser hücrelerinin türü farklıdır. Her kanser hücresi değişik şekilde büyür ve farklı yollardan yayılır. Küçük hücreli olmayan akciğer kanserinin tipleri mikroskopla incelendiğinde kanser dokusundaki hücrelerin türüne ve hücrelerin görüntüsüne göre belirlenir.

Skuamoz hücreli karnisom: Balıksırtı gibi ince ve düzleşmiş görünen skuamoz hücrelerden kaynaklanır. Epidermoid karsinom da denir.

Adenokarsinom: Bez (salgısal) özellik gösteren hücrelerden kaynaklanır.

Büyük hücreli karsinom: Mikroskopta bakıldığında, büyük ve anormal hücrelerin görüldüğü kanserdir.

Adenoskuamoz karsinom: Mikroskopta düzleşmiş görünen hücrelerden başlayan ve aynı zamanda bez özellikleri gösteren kanserdir.

Pleomorfik, sarkomatoid, veya sarkomatöz karsinom: Mikroskopta kanser hücrelerinin değişik tipleri ile giden bir grup kanserdir.

Karsinoid tümör: Yavaş büyüyen, nöroendokrin (sinirsel uyarı sonucu hormon salgılayan hücrelerden başlayan) kanserdir.

Küçük Hücreli (Yulaf Hücreli ) Akciğer Kanseri: Tüm akciğer kanserlerinin kabaca %15’ini içerir. Genellikle, sigara içen hastalarda görülür. Diğer akciğer kanseri türlerine göre lenfatik sistem ve kan yoluyla vücuda yayılımı daha hızlıdır.

öksürük

Akciğer Kanserinin Genetik Temeli

Vücuttaki tüm hücreler, deoksiribonükleik asit (DNA) adı verilen genetik materyali içerir. Her olgun hücre iki yeni hücreye bölünürse, DNA’sı tam olarak kopyalanır. Hücreler orijinal hücrenin kopyalarıdır, her yönden aynıdır. Böylelikle vücudumuz sürekli yenilenir. Eski hücreler ölür ve onların yerine geçen yeni hücreler gelecek nesiller için yerini alır.

Kanser: Bir hücrenin DNA’ sında bir hata veya mutasyonla başlar. DNA mutasyonları, normal yaşlanma sürecinden ya da sigara dumanı, asbest elyaflarında nefes alma ve radon gazı maruziyeti gibi çevresel faktörlerden kaynaklanır.

Genetik mutasyona sahip bir hücre bölündüğünde anormal genleri boyunca iki yeni hücreye geçer ve bu hücreler daha sonra DNA’larında hatalı dört hücreye bölünürler. Her yeni mutasyonla birlikte, akciğer doku hücresi daha fazla mutasyona girer ve bir akciğer hücresi olarak işlevini yerine getirirken o kadar etkili olmayabilir. Hastalığın ilerleyen bir aşamasında, bazı hücreler orijinal tümörden uzaklaşabilir ve vücudun diğer bölgelerinde büyümeye başlarlar. Bu süreç tamamlandığında uzak alanlara(organlara) sıçrar buna da tıp dilinde metastaz denir.

Kadınlarda Ve Erkeklerde Görülme Oranı Nedir?

Akciğer kanseri, sigara kullanımına bağlı olarak daha çok erkeklerde görülen bir kanser türüdür. Çünkü erkeklerde sigara içme oranı kadınlardan daha fazladır. Yaş faktörü de akciğer kanseri nedenlerinden biri olarak kabul edilebilir.  Akciğer kanseri çoğunlukla 55 yaş ve üzerinde görülmektedir. Fakat bu; sigaraya başlama yaşına, sigara kullanma sıklığına, çeşitli kanser yapıcı maddelere maruz kalma durumuna göre değişmektedir. Akciğer kanseri 45 yaş altında nadiren ortaya çıkarken, genellikle 50-70 yaşlarında daha fazla tanı konulmaktadır. Hayati tehlikesi yüksek kanser türleri arasında sayılan akciğer kanseri, son dönemlerde ortaya çıkan yeni tedavi yöntemleri ve erken teşhis olanakları sayesinde iyileşme oranı her geçen gün artan bir hastalıktır.

Yaklaşık olarak dünyada her yıl 1,3 milyon kişi akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ise her yıl 30-40 bin kişiye akciğer kanseri teşhisi konulmaktadır. Bir yılda, ülkemizde sigaradan kaynaklı akciğer kanseri olan hastaların sayısı net olarak bilinmese de akciğer kanseri hastalarının %80-90’ lık bir kısmının sigara kaynaklı olduğu söylenebilir. Akciğer kanserinde erken tanı çok önemlidir. Çünkü akciğer kanseri sıklıkla kemik, karaciğer, beyin ve böbrek üstü bezlerine hızla yayılım gösterebilme özelliğine sahiptir. Akciğer kanseri hem hayati tehlikesi en yüksek hem de önlenmesi en kolay kanserlerden biridir. Dünyada en çok 50-70 yaşları arasında görülen akciğer kanserinde risk 35 yaşından sonra artar. Kadınlarda erkeklere göre kanserin seyri çok daha hızlıdır. 25 yıl önce akciğer kanseri her 11 erkeğe karşılık 1 kadında görülürken, günümüzde neredeyse her 2 erkeğe karşı 1 kadında akciğer kanseri saptanmaktadır ve bunun en büyük nedeni artık kadınların da çok sigara içiyor olmasıdır.

akciğer tümörü

En Sık Görülen Akciğer Kanser Belirtileri

  • Geçmeyen ve daha da kötüleşen öksürük
  • Nefes darlığı
  • Hırıltılı solunum
  • Öksürükle birlikte gelen kanlı balgam
  • Ses kısıklığı
  • Göğüs ağrısı
  • Kilo ve iştah kaybı
  • Yorgun hissetmek
  • Yutma güçlüğü

NOT: Akciğer kanseri belirtileri yerleşim yerine göre değişiklik gösterebilir. Akciğerin üst kısmına yerleşmiş olan bir kitle, bazı sinirlere bası yaparak kolda ve omuzda ağrıya, ses kısıklığına, göz kapağı düşüklüğüne neden olabilir. Bu belirtiler birçok hastalıkta görülebildiği için ihmal edilebilmektedir. Herhangi bir üst solunum yolu enfeksiyonu, akciğer enfeksiyonu, kas iskelet sistemi ağrısı bu şikayetlere yol açabilir. Bu belirtilerin süresi birkaç haftayı aşıyorsa vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.

Akciğer Kanseri Belirti Göstermeden de İlerleyebiliyor

Akciğer kanseri belirtileri bazen oldukça sinsidir. Hastaların neredeyse dörtte birinde kanser, hiçbir belirti vermeden oluşmaktadır. Çoğu kişi akciğer kanseri olduğunu, başka bir hastalık sebebiyle akciğer röntgeni çektirdiğinde öğrenmektedir. Bu nedenle rutin olarak yapılan kontrollerin akciğer kanserinin erken evrede belirlenmesinde hayati önemi bulunmaktadır. Akciğer kanseri erken evrelerde teşhis edilirse tedavisinde başarı şansı oldukça yüksektir. Günümüzde düşük doz spiral bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme tekniklerindeki ilerlemeler ile akciğer kanseri artık erken evrede saptanabilmektedir.

Akciğer Kanseri Nedenleri Nelerdir?

  • Tütün dumanı (sigara vb.)
  • Radona (doğal olarak oluşan radyoaktif bir gaz) maruz kalmak
  • Asbeste (mayınlar, değirmenler, tersaneler vb.) maruz kalmak
  • Kimyasallara ve dizel egzoza maruz kalmak
  • Arsenik içme suyu
  • Akciğerlere radyoterapi uygulanması
  • Hava kirliliği
  • Genetik geçiş (aile öyküsü)
  • Verem gibi bazı akciğer hastalıkları

akciğer kanseri

Akciğer Kanseri Tanısı Nasıl Konur?

Öncelikle röntgende belirlenen bir kitleye ulaşmak gerekir. Kişinin geçirdiği hastalıklar, tütün kullanma ( sigara, pipo, puro vs.) durumu, çevresel veya mesleki olarak maruz kaldığı maddeler ve diğer aile fertlerinde kanser olup olmadığı sorgulanır. Eğer akciğer kanserinden şüpheleniliyorsa balgam tetkiki (balgam sitolojisi; akciğerlerdeki mukozadan derin öksürükle çıkan materyalin mikroskopta incelenmesi) de doktor tarafından istenebilir. Bu tetkik, akciğer kanserini tespit etmek için basit ve yararlı bir testtir.

Doktorun kanserden emin olmak için akciğer dokusunu incelemesi gerekebilir. Bu inceleme, kanserin türünü (küçük hücreli olmayan veya küçük hücreli) ve yayılma durumu (metastaz) veya kanser evresini belirlemek içindir. Daha sonra bilgisayarlı tomografi çekilerek kitleye nasıl ulaşılacağı belirlenir. İnce iğne biyopsisi ya da bronkoskopiden kitleye en uygun ulaşma yoluna karar verilir. Biyopsinin incelenmesi sonucu da akciğer kanserinin tanısı konulur. Eğer hastalık başka organlara da sıçramışsa, o organlardan da parça alınarak tanıya gidilebilir. Tanı konulduktan sonra sıra, akciğer kanseri evrelerine gelir.

Akciğer Kanseri Evreleri

Akciğer kanseri evreleri 4’e ayrılır. Eğer kanser akciğer içindeyse evre 1, en yakın lenf bezlerine yayılmışsa evre 2, her iki akciğer arasındaki boşluğa ve akciğer zarına yayılmışsa evre 3 ve kemik, karaciğer, böbrek üstü bezleri gibi organlara yayıldıysa da evre 4 olarak tanımlanır. Akciğer kanseri evrelerinin tedavi planları da birbirinden farklıdır. Akciğer kanseri 1. evrede tespit edildiyse tedavide başarı oranı daha yüksektir.  Akciğer dokusundaki tümörlü hücreler ameliyatla temizlenir ve doktorun kararına göre koruyucu tedavi planlanır. Hastalık ileri evredeyse; kemoterapi ve radyoterapi tedavilerinde, hücre tipine göre hangi ilaçların kullanılacağı ve ne kadar süre devam edileceği de doktor tarafından belirlenir.

Küçük hücreli olmayan akciğer kanserinde evreleme: Akciğer kanserinin tedavi yönteminin belirlenmesi için kanserin evresinin tespit edilmesi gerekir. Tümöre ve yayılım durumuna göre evre belirlenir.

  • Evre 1: Kanser, 5 cm veya daha küçük boyutta olup lenf düğümlerine yayılmamıştır.
  • Evre 2: Kanser, lenf bezlerine yayılmamış ancak 5 cm’den büyük veya göğüs kafesine veya diyaframa (göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran zar yapı) yakındır. Kanser, 7 cm veya daha küçük, lenf düğümlerine veya bronşların yakınlarına yayılmışsa da ikinci evre olarak kabul edilir.
  • Evre 3A: Kanser, akciğerlerin arasındaki lenf düğümlerine yayılmış veya soluk borusunun ikiye ayrılan bölümüne yakındır. Bu yayılma oldukça sık görülmektedir. Bunun yanında, akciğerlerdeki lenf düğümleri veya bronşlara yakın ya da lenf düğümlerine yayılmadan kalp, nefes borusu, diğer akciğer lobu gibi organlara yayıldığı da gözlemlenmiştir.
  • Evre 3B: Kanserin, göğsün diğer tarafındaki lenf düğümlerinde veya köprücük kemiğinin üstünde veya daha geniş (kalp, nefes borusu gibi) ve göğsün ortasındaki lenf düğümlerinde veya soluk borusunun ikiye ayrıldığı bölgeye yakın görülmektedir.
  • Evre 4: Kanser, her iki akciğerde, akciğeri ve kalbi çevreleyen sıvıda veya karaciğer, beyin, kemik gibi vücudun diğer bölümlerine sıçradığı görülmektedir.

Küçük Hücreli Akciğer Kanserinde Evreleme: Küçük hücreli akciğer kanserinde kesin tedavinin belirlenmesi için hastalığın evresi tespit edilir. Bu evreleme; akciğere sınırlı ve akciğer dışına da taşmış yaygın hastalık olmak üzere iki başlık altında değerlendirilir. Sınırlı ve yaygın küçük hücreli akciğer kanserlerinin tedavi yöntemleri farklıdır. Hastalığın evresi belli bazı testler sonucu belirlenerek tedavi yönteminde karar kılınır. Eğer kanser akciğerin tek yanında görülmüş ise, sınırlı evre, her iki akciğerde gözükmüş ise veya diğer organlara yayılmış ise ileri (yaygın) evre tanısı konulur.

Hastalığın tekrarlaması mümkündür. Kemoterapi içeren tedavi de akciğerdeki tümörler veya vücudun diğer bölümlerindeki tümörler hedeflenerek uygulama yapılır. Bazı hastalara beyine yönelik radyoterapi orada kanser olmasa da koruyucu amaçla uygulanabilir. Bu tedaviye koruyucu “beyin ışınlaması” denir. Bu, beyinde gözle görülemeyen hücreleri yok etmek ve tümör oluşmasını engellemek için verilir. Cerrahi tedavi küçük hücreli akciğer kanserinde tercih edilen bir yöntem değildir.

akciğer röntgeni

Tedavisi Nedir?

Akciğer kanseri tedavisi diğer tüm kanserlerde olduğu gibi hastalığın genel sağlık durumu, hastalığın evresi ve kanserin tipi gibi pek çok faktöre bağlı olarak değişir. Birçok evrede farklı tedavi kombinasyonları ve kişiye özel tedaviler uygulanır. Bu nedenle akciğer kanseri tedavisinde tam donanımlı bir hastane ve uzman doktor seçimi oldukça önemlidir.

Akciğer kanseri ameliyatı sonrasında gözle görülmese de geride kalmış olması muhtemel olan az sayıda kanser hücresi Adjuvan tedavi yöntemi ile yok edilir. Bu tedavi yöntemi de hastanın tanı raporuna, yaşına ve genel sağlık durumuna göre planlanır.  Akciğer kanseri ameliyatı sonrası hastalar adjuvan tedavi olarak sadece kemoterapi veya sadece radyoterapi ya da hem kemoterapi hem radyoterapi tedavisi alabilir. Kimi zaman ise erken evre hastalarında ameliyat sonrası adjuvan tedavi gerekmeyebilir.

kanser

Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Akciğer kanserinde cerrahi:

Akciğer kanseri ameliyatı akciğer kanseri tedavi yöntemlerinden biridir. Cerrahi müdahalenin tipi, kanserin akciğerdeki yerleşimine bağlıdır. Akciğerdeki küçük bir parçayı almak için yapılan bir operasyondur. Eğer cerrahi olarak tüm lob alınırsa (lobektomi), sağ veya sol akciğerin biri alınırsa (pnomonektomi) olarak adlandırılır. Bazı tümörler yerleşimi, büyüklüğü ve hastanın genel sağlık durumu nedeniyle ameliyat edilemez.

Akciğer kanserinde kemoterapi:

Akciğer kanserinde kemoterapi tedavisi kanser hücrelerinin ilaçla yok edilmesidir. Kemoterapi genellikle 2 ilaçtan oluşur. Kemoterapi sadece bu konuda özel eğitim almış hemşireler tarafından verilebilir. Kemoterapinin verilme sayısı ‘’kür’’ şeklinde ifade edilir ve genellikle 21-28 günde bir tekrarlanır. Akciğer kanserinde kemoterapi genellikle damardan sıvı şeklinde veya ağızdan hap olarak tam donanımlı ayakta tedavi merkezlerinde uygulanır. Bazı durumlarda, hastanın durumundaki olumsuzluk ya da verilen ilaçların niteliğine göre kemoterapi yatarak da verilir. Her kemoterapi kürü sonrası hastalar, tıbbi onkoloji polikliniğinde kontrol edilir. Bu kontrollerde hastalar muayene edilir, şikayetleri dinlenir, ilaçların yan etkileri sorgulanır ve vücuttaki diğer organlara bir zarar verip vermediğini araştırmak için bazı kan tetkikleri istenir. Her kür öncesi kan sayımının yapılması ve bu sayımın kemoterapiyi veren yetkili hemşirelere gösterilmesi gerekir.

Ameliyat sonrası kemoterapi:

Bir hastanın ameliyat sonrası kemoterapi alıp almayacağını, eğer alacaksa kaç kür alacağını patoloji raporundaki tümöre ait özellikler belirler. Ancak, bu kararların verilmesinde hastanın yaşı ve genel durumu da önemli rol oynar. Bir gün içinde 12 saatten fazla zamanını yatarak geçirecek kadar genel durumu kötü olan hastalara kemoterapi verilmesi, yan etkilere tahammül edemeyeceklerinden uygun değildir. Kemoterapi yapılması planlanan hastalar, ameliyat olmuşlarsa, ameliyattan sonraki 3 hafta içinde kemoterapinin başlanması tercih edilir. İlk kemoterapi alan hastalar kemoterapiden yaklaşık bir hafta kadar sonra tıbbi onkoloji polikliniğinde kan ve genel durum kontrolünden geçmelidir. Bu kontrolde hastaların genel durumları, tedaviyi tolere ediş biçimleri ve kan tahlilleri incelenir, varsa şikayetleri dinlenir. Sonraki kür uygulamalarında da, her tedavi öncesi hastanın kan kontrolleri ve genel durumları incelenir. Kemoterapinin yan etkileri değerlendirilerek gerekirse ilacın dozunda yeniden ayarlama yapılır.

Akıllı ilaçlar ve akıllı molekül tedavisi:

Son yıllarda küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinin, yassı hücreli olmayanlarına yönelik yapılan kapsamlı patolojik inceleme sonrasında, uygun hastalara verilen ağızdan hap şeklinde ilaçlar ile yapılan tedavi şeklidir. Küçük hücreli ve yassı hücreli akciğer kanserlerine yönelik akıllı hap tedavisi uygun değildir. Tüm dünyada tedavi kılavuzlarında ileri evre hastalarda eğer patoloji raporları uygun ise, küçük ve yassı hücreli olmayan akciğer kanserlerinin ilk basamak tedavisi olarak akıllı tedaviler kullanılır. Bu hastalarda yapılan ileri patolojik incelemeler EGFR mutasyon testi ve ALK füzyon testi olarak adlandırılır. Bu testlerin sigara içmeyen bireylerde olumlu (pozitif) saptanma oranları daha yüksektir. Ancak sigara içen bireylerde bile her iki testten birinin pozitif çıkma oranı yaklaşık %20 civarındadır. Bu da her beş hastadan birinin bu tedavilerden yarar görme ihtimalidir ki asla göz ardı edilmemesi gerekir.

Akciğer kanserinde radyoterapi:

Radyoterapi yani ışın tedavileri, kanser hücresini öldürmek için yüksek enerjili ışınlar kullanılmasıdır. Sınırlı bir alana uygulanır ve bu alandaki kanser hücrelerini etkiler. Radyoterapi bir tümörü küçültmeye yönelik olarak cerrahiden önce veya kanser hücresini yok etmek için yapılan bir müdahaleden sonra uygulanabilir. Doktorlar radyoterapiyi genellikle kemoterapi ile birlikte cerrahi yapılamayan kanseri bölgesel olarak ilerlemiş ancak uzak bölgeye yayılmamış (metastaz) hastalarda birinci alternatif olarak kullanır. İlerlemiş evrede olan hastalarda ise radyoterapi nefes darlığı veya ağrı gibi belirtilerin giderilmesi için de kullanılabilir.

Akciğer kanserinde aşı tedavisi:

Akciğer kanserinin tedavisinde özellikle son 5 yıldır ciddi gelişmelerden söz edilebiliyor. Daha çok dördüncü evre akciğer kanseri hastalarını ilgilendiren bu gelişmelerin en önemlilerinden biri immünoterapi, bir diğer adıyla akciğer kanser aşısı.  İmmünoterapi hastanın, kendi bağışıklık sistemini kullanarak kanser hücrelerine savaş açmasını anlamına geliyor. Bu nedenle de diğer kemoterapi ilaçlarına göre yan etkileri daha az. Birkaç yıl öncesine kadar dördüncü evre akciğer kanserli hastalar için diğer kemoterapi ilaçları deneniyor ve başarılı sonuçlar alınamadığında ise akciğer kanseri aşısı kullanılıyordu. Günümüzde, Amerika’da ve Avrupa’da dördüncü evre akciğer kanseri hastaları, ilk andan itibaren bu kanser aşısı ile tedavi edilebiliyor.

Akciğer Kanseri Aşısını Kimler Kullanabilir?

Akciğer kanseri aşısını kullanabilmek için öncelikle hastadan bazı tetkikler istenmektedir. Akciğer kanserinin tipine göre bu aşıya aday olup olmadığı saptanır. Eğer aşıya adaysa, tanı konulduğu ilk andan itibaren akciğer kanseri aşısı tedavisine başlanabilir. Aşının, bulantı ve kusma gibi tipik yan etkileri olmasa da bağırsaklarda ve tiroit bezinde geçici olarak inflamasyona yol açabilme özellikleri bulunmaktadır.

Akciğer Kanseri Aşısının Etkisi Nedir?

Akciğer kanseri aşısı şu anda yalnızca dördüncü evre hasta gruplarında kullandığı için yaşam süresini etkileyen özelliği bulunmaktadır. Evre 4 ‘te tüm tedaviler hastanın yaşam süresini uzatmaya yönelik olarak uygulanmaktadır.

 

Diğer Yazılarımıza Göz atmak için Tıklayınız.

İnstgram

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir